ANNE BABALAR DİKKAT!!
![]() |
KARNE GÜNÜ NE YAPMALI?
Karne günü, bazı çocuklarımız için sevinç ve gurur duygusu yaratırken, bazı çocuklarımız için korku ve üzüntü vericidir. Karne gününde aileler de en az çocukları kadar heyecanlıdır. Ancak her ailenin tutumu farklı olabilir. Kimisi çok büyük bir heyecanla sonucu beklerken, kimi aileler ilgisiz, umursamaz olabilir. Özellikle çalışan ebeveynler, aile içi ilişkilerde sorun yaşayanlar kendi sıkıntılarıyla o kadar meşgul olabilir ki, çocuğu için çok önemli olan bu günde çocuğunun heyecanını bile fark edemeyebilir. Ya da sert ve baskıcı tutumlar sergileyerek olumsuz sonuçlara da neden olabilir.
Çocuğunuzun karnesindeki notları önemsemesini istiyorsanız, karneyi önce siz önemsemelisiniz. Ancak karneyi önemserken nasıl bir tutum içinde olduğunuz çok önemlidir.
Yaşamın her alanında çocuğuna karşı otoriter olan ebeveynler, kötü bir karne karşısında çocuklarını cezalandırabilir. Ya da hep hoşgörülü, korumacı olan ebeveyn, kötü notları hiç önemsemeyip, sorumsuzluğu neredeyse ödüllendirebilir. İki tutum da yanlıştır. Doğrusu, iyi notlar için çocuğu tebrik etmek, kötü notlar için ise nedenlerini araştırıp düzeltmesi için ona rehberlik etmektir.
Sert ve baskıcı anne-baba tutumunun çocukta yaratabileceği olumsuz duygular nedeniyle intihar, evden kaçma ve benzeri istenmeyen bazı durumlara da neden olabildiği bilinmektedir. Öğrencinin yaşadığı karne korkusu, öğrencinin karneyi aldıktan sonra nelerin olacağı konusundaki zihinsel tasarlaması olarak tanımlanabilir. "Yani olan değil, ancak öğrencinin olacağını düşündüğü durumlar öğrencinin zihninde problemlerin oluşmasına neden olmaktadır. Özellikle sert ve baskıcı ailelerin çocukları, zayıf karne korkusunu diğer ailelerin çocuklarına göre daha fazla yaşamaktalar. Evden kaçma, intihar gibi davranışlar, bu ailelerin çocuklarında daha fazla görülmektedir. Çünkü bu ailelerin çocukları zayıf karne ile eve gittiklerinde fiziksel bir cezaya maruz kalacaklarını zihinsel olarak tasarlamaktadırlar."
Karne bir sonuçtur. Bu sonuca gelene kadar çocuğunuzu sorumlulukları konusunda nasıl eğittiğiniz en önemli noktadır. Çocuğunuza sonuç odaklı değil, süreç odaklı olmayı öğretin. Başarının ya da başarısızlığın nasıl oluştuğunu anlamasına yardımcı olun. O zaman çocuğunuz sorunlara çözüm bulabilen, sonuçların her zaman değiştirilebileceğine inanan olumlu bir zihinsel yaklaşım geliştirebilir. Başarısızlıklar karşısında hemen pes etmez. Bu nedenle karneyi çocuğunuzu yargılamak için değil, onun genel davranışlarını değerlendirmek için bir araç olarak kabul edin. Bu karne sadece çocuğunuza ait değildir. Aynı zamanda sizin de karnenizdir. Öğrenci, öğretmen ve aile olmak üzere bizlerindir. "Karne çoğu zaman çocuğun belli bilgileri ne kadar iyi ezberlediğini gösterir. Ne çocuğun zekâsını, ne kişisel niteliklerini ne de yeteneklerini ölçmektedir. Çocuğun kapasitesini tümüyle gösteren bir araç değildir. Çocuğun ilgi, yetenek, zekâ ve hayat okulundaki başarısının bir göstergesi değildir. Ünlü fizikçi Einstein'ı zekâ seviyesi düşük diye okuldan kovmamışlar mıydı?
Başarısızlığın tek sorumlusu çocuklar mıdır?

Karne öğrenciye verildiği gibi aynı zamanda aileye de verilmektedir. Ailenin bir senelik ana-babalığının nasıl olduğunu da gösteren bir belgedir.
Anne-babanın yıl içinde çocuğunun eğitimiyle yakından ilgilenmesi çocuğunun başarısına büyük bir katkı sağlarken, bu konudaki ilgisizliği de “kırık notlarla” kendisini göstermektedir. Bu anlamda karnedeki notların sadece çocuğa ait olmadığını, en az çocuklar kadar ebeveynlerin de notları olduğu bilinmelidir.
Ailelerin en büyük sorumluluğu hayatı, insanları ve sorumluluk almayı seven, başarının peşinde koşan, kendini gerçekleştirme basamaklarını hızla çıkan bir çocuk yetiştirmektir "Bu da onun cebine sadece harçlık koymakla değil, ona, onu sevdiğini hem sözle hem de davranışla göstermekle, ona güvenmekle, onunla sağlıklı bir iletişim kurmakla, onun kapasitesini kabul edip onu zorlamamakla olur. Çocuğunu, kendisi olduğu için sevmekle, onun 'o' olduğunu kabul etmekle gerçekleşir. O, sizlerin zihninizde oluşturduğunuz kişi değildir. O bir bireydir, o kendisidir. Aileler şunu asla unutmamalı: Zayıf karne, zayıf ana babalığın da göstergesidir."
Zayıf ya da düşük notlarla dolu bir karneyle karşılaşmak elbette pek “sevimli” bir durum değildir. Ancak hiçbir olumsuz durumun da çocuklarımızdan daha önemli olmadığı unutulmamalıdır.

Anne babalara öneriler:
- Karne nasıl olursa olsun değerlendirmeyi ilk önce öğrenci kendisi yapsın. Siz düşüncelerinizi daha sonra ifade edin. Çocuğunuzun karnesiyle ilgili anlattıklarını dikkatle, sessiz dinleyin.
- Önce başarılı olduğu dersleri takdir edin.
- Başarısız olduğu derslerle ilgili konuşmak için acele etmeyin, hele kızgınsanız sakinleşmeyi bekleyin. Uygun zaman geldiğinde rahat ve güvenli bir ortamda başarısızlığının nedenlerini karşılıklı belirleyin. Çocuğunuzun karnesiyle ilgili duygularınızı, çocuğunuzun kişiliğini incitmeden net bir şekilde anlatın. Kırık notları değerlendirirken ifadelerinizi özenle seçin, çocuğunuzun kişiliğini incitmemeye özen gösterin. Kırık notları olan bir öğrenci zaten kendini yetersiz hisseder. Onu korkutarak, eleştirerek dahası döverek bir yere varamayız. Nedenlerini araştırıp bulmak önemlidir. Ailenin karneyi değerlendirirken takınacağı tavır çocuğun daha sonraki çalışma isteğini ve başarısını etkiler.
- Karnesinde kötü notları olsa bile dinlenmesine/tatil yapmasına izin verin. Ceza vermek yerine başarısını arttırma yönünde nasıl destekleyebileceğinizi düşünün.
- Kendisinin aile için değerli olduğunu hissettirin Her ne olursa olsun onu sevdiğinizi belirtiniz. Onu daha iyisini yapabileceği konusunda yüreklendiriniz.
- Tatil döneminde, çocuğun eğlenme ve dinlenme zamanlarını da içine alan bir çalışma programı hazırlayın Bu çalışmayı kendi uygulamasına bırakın. Gerektiğinde sorunlarla ilgili olarak öğretmeniyle veya rehber öğretmeniyle görüşün.
Başarılı olabilmesi için, onun arkasında olduğunuzu kendisine hissettirin - 2.dönem için de birlikte ve uygulanabilir bir çalışma programı hazırlayın.
- Çocuğunuza verdiğiniz sorumlulukları gözden geçirin. Okuldaki sorumluluklarını aksatıyorsa, evdeki sorumluluklarını yerine getirmesini öğreterek işe başlayabilirsiniz.
- Sadece ders notlarına bakmayın, davranış notlarını da değerlendirin.
- Ona güvenin, motive edin. Kendine güvenmesi için, önce sizin ona güvendiğinizi duymak hoşuna gidecektir. Ailesinden güç alan öğrencinin başarısızlığını yenmesi çok daha kolay olacaktır. İletişiminizi güçlendirmeye özen gösterin.
- “Parlak bir karne” getiren çocuğunuzu tebrik edin ve onunla gurur duyduğunuzu ifade edin. Aslında çocuğun başarılı bir karne getirmesi zaten kendisi için oldukça motive edici bir deneyimdir. Fakat bu başarının diğer bireyler (özellikle anne-baba) tarafından fark edilmesi ve onay görmesi çocuğun bu başarısından daha fazla haz almasını sağlayacaktır.
- Maddi ödüllendirme şart değildir. Onun size yaşattığı olumlu duyguları ifade etmeniz bile çocuğunuz için mutlu edici olacaktır. Belki birlikte güzel notları kutlamak, onun başarısıyla gurur duymasını sağlayarak ona en değerli hediye olacaktır.
- Çocuğunuzun okul başarısızlığını çok iyi tahlil etmeli ve başarısızlığının sebeplerini anlamaya çalışmalısınız. Çok fazla tepki göstermek kadar, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak da doğru değildir. Fazla tepki gösterildiğinde çocuklar, sevilmediklerini ve aileleri tarafından başarılı olmaları koşulu ile sevilebileceklerini düşünürler. Hiç tepki göstermeme ise çocuk tarafından ilgisizlik ve umursamazlık biçiminde yorumlanabilir.
Şunlardan kaçının:
Kötü karneyi düzeltmek mümkündür; fakat çocuğun ruhsal dünyasında açılacak yarayı tedavi etmek pek kolay olmamaktadır.
- Onu suçlamayın.
- Bağırmayın, tehdit etmeyin, dövmeyin. 'Seni kaportacıya işçi olarak göndereceğim, okuldan alacağım' gibi tehditler savurmayın.
- Başkalarıyla kıyaslamayın. Çocuğunuzu arkadaşlarıyla, kardeşleriyle, komşularınızla kıyaslamayın. Unutmayın, o herkesten farklı olan ve sadece kendine benzeyen bir bireydir. Çocuğu insanların içinde küçük düşürmemeli ve onu başkalarıyla kıyaslamamalısınız.
- Etiketlemeyin, ailenin olumsuz sıfatlarla çocuğu etiketlemesi onun kendine duyduğu güveni zayıflatır
“tembelsin, sorumsuzsun”
“Zaten senin kafan matematiğe hiç çalışmazdı.”
”Zaten başarısız olacağını biliyordum."
gibi sözlerden kaçının.
- Hakaret etmeyin. “Oğlum/kızım sen aptal mısın, falancanın oğlunun/kızının karnesi çok iyi.” gibi sözlerden kaçının.
- Sevginizden mahrum bırakmayın. “Ben ailemi sürekli üzüyorum, hiçbir zaman başarılı olamayacağım “duygusu yaratmayın.
- Tatil boyunca ders çalışmaya zorlamayın.
Çocuğum yarıyıl tatilinde ne yapabilir?
Yarıyıl tatili öğrenciler için dinlenme, yeni eğitim dönemine hazırlanma için çok önemli bir fırsat niteliğinde. 2 haftalık süre "boş zaman" gibi algılansa da kaliteli bir hayat için "boş zaman" olarak adlandırılan dönemlerin iyi değerlendirilmesi gerekiyor.
"Boş zaman" kişiliği geliştirme ve beceri edinme açısından hayati bir fırsattır. Bu zamanların iyi değerlendirilmesi, çocuklarımızın mutluluğu ve hayata bakışlarının güzelleşmesi olarak sonuç verir. Ailenin yaşadığı yere ve imkânlarına göre, sportif, sanatsal, beceri eğitimleri gibi faaliyetlerle bu zaman dilimi değerlendirilebilir.
Bu ara dönemi hem çocuk hem de anne baba olarak ele alıp, programlı ve planlı hale getirmekte fayda var. Plan ve programın yapımında genellikle, gönüllülük
Tatil planınız hazır mı?
Çocuğumuzun hangi davranışı kazanmasını, hangi konuda yoğunlaşmasını arzu ediyorsak, bunu birlikte belirlemeliyiz. Bunlar arasında güzel konuşma-yazma, girişkenlik, basketbol, masa tenisi, futbol, kitap okuma, ev işlerinden anlama, sayısal-sözel derslerde daha başarılı olma, resim yapma, müzikle ilgilenme, yabancı dilini geliştirme, kardeşleriyle anlaşma, kırıcı davranmama gibi birçok davranış sıralayabiliriz.
Listeniz var mı?
Günlük mutat olarak yapılan, kahvaltı, öğle ve akşam yemek saatleri belirlenmeli. Ev içinde yapabileceği kitap okuma, test çözme, ev işlerine yardım gibi veya dışarıda gerçekleştireceği basketbol oynama, müzeye gitme, arkadaşlarıyla birlikte olma gibi etkinlikler bu saatler arasına yerleştirilmelidir.
Ayrıntıları ihmal etme
Günlük yapılacak işin detayları ve niteliğinin belirlenmesinde gerekirse öğretmenlerinden veya uzman kişilerden yardım alınabilir. Okuyacağı kitabın, çalışacağı ders konularının ve çözeceği soru kaynaklarının belirlenmesi, bunların ne kadar zaman içinde bitirileceği kararlaştırılmalıdır.
Hangi film, tiyatro, spor müsabakası veya alışveriş ve eğlence merkezine ne zaman ve kimlerle gidileceği konuşulmalıdır. Bunlar bir ödül olarak sunulacaksa, hangi davranışların nereye kadar yapılması gerektiği açıklanmalıdır.
İngilizcesini mi geliştirmesini istiyorsunuz, kimden veya hangi kaynaktan yararlanacak? Günlük kaç kelime ezberlemeli? Mini çeviriler mi yapacak? İngilizce bilen biriyle mi pratik yapacak? Öğrenimini kolaylaştıracak cazip materyaller var mı?
Bilgisayar veya internette ne yapmak istiyor, siz ne yapmasını istiyorsunuz. Çocuğunuzdan sizin de bildiğiniz bir konuda internette araştırma yapmasını isteyebilir veya beceri oyunlarının olduğu sitelere yönlendirebilirsiniz.
Sabahtan akşama kadar bilgisayar veya televizyonun başında zaman geçirmek tehlikeli bir bağımlılıktır. Bunun için Tv'de ne seyredeceğini önceden planlayabilirsiniz.
Arkadaşlarıyla nasıl ve nerede beraber olacaklar? Siz arkadaşlarını ve ailelerini tanıyor musunuz?
Çocuğumuza güvenelim. Fakat güven kontrole mani değildir. Arkadaşları ile ne yapacaklarını bilmek en doğal hakkınız.
Siz hangi vakitlerde onlarla birlikte olup, hayatınızı veya beklentilerinizi paylaşacaksınız? Bu dönemde çocukla geçireceğiniz her an çok değerlidir. Nitelikli beraberlik sağlanmalıdır. Siz çalışıyor olabilirsiniz; ama onlar tatilde.
Program işliyor mu?
Yapılan plan ve programın işleyip işlemediği, bir değişiklik yapmak gerekir mi, sorun var mı, işliyorsa takdir edilmesi, işlemiyorsa sürece müdahale edilmesi gerekebilir. Kısaca programın kâğıt üzerinde kalmaması sağlanmalı. Bütün aile fertleri üzerlerine düşeni yapmalı. Kontrol soru sorarak veya bizzat görerek ve dinleyerek olabilir. Bu
Değerlendirme
Programlar günlük olarak veya faaliyetlerin değişik aşamalarında, özellikle bitiş zamanında değerlendirilmelidir. Sevinç, üzüntü, başarı veya başarısızlık ele alınmalıdır.
Öğretmenlere öneriler:
- Sınıfta karne dağıtırken öğrencinizi diğer öğrencilerle kıyaslamaktan kaçının.
- Öğrenciyle karnesi hakkında konuşurken başarılı olduğu dersleri vurgulayın. Başarısız derslerini düzenlemesi için motive edici cümlelerde diğer öğrencilerin değil kendi başarılı olduğu dersleri vurgulayın “Türkçe dersinde çok iyi bir başarı yakaladın. Biraz daha iyi çalıştığında Matematik dersinde de aynı başarıyı yakalayacağına eminim”
- Karnesinde kırık notlar olan öğrencilerin aileleriyle önceden bir bilgilendirme görüşmesi yapın. Anne-babaların çocukları hakkında iyi şeyler duymak istediği bir gerçektir. Veli ile yapılacak görüşmeye öğrencinin iyi yanlarından başlamak velinin çocuğuna daha olumlu yaklaşmasına yardımcı olacaktır.
- Sınıfa, başarılı öğrenciler hakkında bilgi verirken aşırı yüceltme içeren ve diğer öğrencilerin özgüvenlerini sarsacak cümleler kullanmaktan kaçının. “Sınıfımızın en başarılı öğrencisi……..dir. Sınıfımızın yüz akı…..dır. Hepiniz onu örnek almalısınız….O çok çalışkan bir öğrenci, hepinizin onun gibi çalışkan olmasını isterdim…..” gibi cümleler kullanmayın.
- Karne dağıtırken sınıftaki tüm öğrencilere karşı aynı ilgi ve değeri yansıtın. Hepsiyle olumlu yanlarını öne çıkaran cümlelerle tatil önerilerinizi paylaşın. “….geliştirebilirsin…çaba gösterirsen yapabilirsin……konusunda sana güveniyorum….” gibi motive edici söylemleri ihmal etmeyin.
Öğrencilere Öneriler:
- Bol bol kitap okuyun. Ne hoşunuza gidiyorsa. Sınava girecekler için bu çok önemli. Okuma alışkanlığı olanların yani kitap kurtlarının ÖSS ve OKS'de çok daha başarılı olduklarını özellikle hatırlatmak isteriz.
- 2-3 ile geçtiğiniz derslere göz atmanızda yarar var. Yoksa gelecek öğretim yılında başınız çok ağrıyabilir.
- Temmuzun ortalarına kadar derslerle haşır neşir olmasanız da hiç önemli değil. Ama sonrası için daha şimdiden bir çalışma programı yapın. Günde 2-3 saat yeter.
- Yabancı dil derslerinden pratik yapmak için en uygun zaman dilimi bu tatil zamanlarıdır.
- Müzeler, kütüphaneler, tiyatrolar, konserler ve benzeri faaliyetler için mutlaka zaman bulmalısınız.
- Günlük tutun. Bilişim çağıyla yazı yazma alışkanlığımızı kaybettik. Oysa yazmadan beynimizin kapasitesini çok verimli bir şekilde kullanmamız mümkün değil. Aklınıza ne geliyorsa onu yazın. Denemeler yapın. Bu size ileride büyük avantajlar kazandıracaktır.



